Sâni-i Zülcelâlin âlem-i ekberdeki san’atı o derece
mânidardır ki, o san’at bir kitap suretinde tezahür edip, kâinatı bir kitab-ı
kebir hükmüne getirdiğinden, akl-ı beşer, hakikî fenn-i hikmet kütüphanesini
ondan aldı ve ona göre yazdı."
Mektubat, Yirminci Mektup
Yaptığı, yarattığı
her şeyi Sanatkârane yapan..
Ustalıkla, beceriklilikle, bilerek, hüner çerçevesinde
işleyip meydana getiren ,
Büyüklük, azamet, yücelik sahibi Allah’ın vücuda getirdiği
bu kainattaki sanatı…….yani eşsiz yaratıcılığı ile var ettiği eserlerini; göze,
gönle, akla, fikre, düşünceye, tefekküre uygun ve tenezzühe, temaşaya, idrake, takdire,
tebrike şayan tasarlaması, ilmiyle anlamlandırıp , estetikle tezyin ederek nazara vermesi ,
Adeta her bir asarını bir dellala, bir mübelliğe , bir mektuba , bir naşire çevirmesi öyle
anlamlıdır ki, o sanat, yüklendiği görünen ve görünmeyen muhteviyatla bir kitap
gibi göründüğüne istinaden kainatı da ;
Babları, fasılları, satırları, cümleleri, harfleri def'aten,
bilâ-külfet yazdığı bir kitap hükmüne getirmiştir.
Bu ………… kitap—bahusus öyle bir kitap ki, her kelimesi içinde
küçük kalemle bir kitap yazılmış; her harfi içinde ince kalemle muntazam bir (sanatkarını
öven ,onu yad eden bir) kaside vardır.
Hem ……….. kâinat kitabında öyle büyük harfler vardır ki, o
harflerin bir kısmında bir kelime yazılıdır. Bir kısmında bir kelam, bir
kısmında bir kitap yazılıdır. Meselâ, o kitapta bahr, şecer, arz birer harf
makamındadırlar. Birinci harfte semek kelimesi, ikincisinde şecer kelâmı,
üçüncüsünde hayvan kitabı yazılmıştır. Hattâ, Yâsin suretinde tam Yâsin Sûresi
yazıldığı gibi, bazı masnûatta, bir kelime olan isminde, çekirdeğinde o masnûun
sûresi ve kitabı yazılmıştır…. (M.N)
Evet,
İlimle uğraşan , bilme, anlama, keşfetme yolunu sevmiş insan aklı ;
İnkâr edilemeyecek şekilde var olan,
Asli hüviyetiyle bulunan,
Uydurma olmayan, doğru,
Sahih, gerçeğin ta kendisi durumunda olan,
Sâhici, özüyle, delaletiyle
tam da gerektiği gibi olan,
Taşıması gereken nitelikleri taşıyan,
Sözlü ve özlü edilen hilkat iddiası ve fıtrat davası ile mutabakatı bulunan,
Her şeyin her şeyle bağlı olduğu çekici bir koordinatta.. mebde ve müntahada şüpheye
yer bırakmayan,
Lazımları ve aidiyet uyumluluğu kesinlik kazanmış,
Muhakemenin aradığı denge-bilinç keyfiyetine haiz,
Maksadı manasında toplamış hâlis felsefe ilminin……………… yani; akıl yürütmeye ve gözleme
dayalı gerçek arayışı ile her türlü mesnetsiz
kabulden ve peşin hükümden uzak , hür bir irade ile varlıkları ve onlar ile
ilgili kullanılan kavramları inceleyen
aklî ve rasyonel bilgi disiplini olan hikmetle meydana getirdiği , varoluşsal gerçekliğin
temellerini ve tanımları oluşturulan ilkeler bütünlüğünün toplandığı kütüphanesini ; kâinat kitab-ı kebir’inden manayı harfi ile
keşfettiği , sesli sessiz Sözler’den, mahvi açık Mektuplar’dan, katreli reşhalı
Lem’alar’dan, kalemden , kelamdan ,Kehkeşan’dan sudur eden Şua’lardan , Furkan’nın sinesinden yansıyan İşarat
ve İ’cazlardan okudu, aldı, yazdı ,
kendi muarrif külliyatını oluşturdu.
Evet,
Hakikat ilmini, hakikî hikmeti istersen,
Cenâb-ı Hakkın marifetini kazan. Çünkü, bütün hakaik-i mevcudat, ism-i Hakkın
şuââtı ve esmâsının tezâhürâtı ve sıfâtının tecelliyâtıdırlar.
Maddî ve mânevî, cevherî-arazî, herbir şeyin, herbir insanın
hakikati, birer ismin nuruna dayanır ve hakikatine istinad ederler. Yoksa,
hakikatsiz, ehemmiyetsiz bir surettir………….Sözler…
Evet ,
Ârife işaret yeter..hassasından ve konunun içine çok mana
işlendiğinden konuyu bu sadette bırakıyoruz.
Yine Ârife işaret yeter…esasından bir cümle ile hatime
verelim İnşâallah…
Nasıl, Fenni hikmet dersleri kainatının simasında okunuyor
ise , Hakikat ilmini, hakikî hikmet ise
sanatkarın tecelli ettiği mülk ve melekût aynalarında görünür, hissedilir,
bilinir.
Bizlerin her çalışması, ilgisi, öğrenmesi, yaşama isteği,
niyeti, ameli ; Alemi Asgar, yani küçük kainat olan hakikatimizin kitabını
yazmamız, belki hakikatiyle ,belki suretiyle, belki çıktıları ile ebediyen baş
ucumuzda bulunacak olan şahsi kütüphanemizi oluşturmamız anlamına gelir.
El Hasıl,………… Güzel gör, hem güzel bak. Tâ güzel düşünmeli.
Güzel bil, hem güzel düşün. Tâ leziz hayatı bulmalı………….. Lemeât