4.1.26

Mütalaa Ders notları 17: Ahiretlik kardeşliği

EY ÂHİRET KARDEŞLERİM ve ey hizmet-i Kur'âniyede arkadaşlarım!

 

Ahiretlik kardeşliği, iki Müslüman arasında gerçekleşen Allah rızası için, dünyada ve ahirette birbirlerine yardımcı olmak ve dua etmek üzere kurulan kardeşliktir.

 

Bu kardeşliğin tezahüründe ; hediyeleşmek, bir birinin kederli kalbini okşamak , muhabbetli olmak , sevincini paylaşmak, fenalıktan sakındırmak ,iyi şeylerde destekçisi olmak , onu yalnız bırakmamak, kardeşlerden birine bir şey olsa ,vefat etse diğer kardeşi onun bıraktıklarına ( evladına, anne babasına )  karşı ilgi al3aka mesuliyetini devam ettirmek ve ruhuna sevap kazandırmaya devam etmek gibi hal ve davranışlar bulunmaktadır.

 

“Allah için ahiret kardeşliği yapan kimse ahiret gününde ana-baba bir kardeşinden daha faydalı yardımları ahiret kardeşinden görür. Bir kimse ahiret kardeşini ne kadar çok severse Allahü teala da o kimseyi o kadar çok sever.” Hz. Muhammed A.S.M

 

“(Ahiret) kardeşlerinizi çoğaltın; çünkü kıyamet günü her müminin bir şefaat hakkı vardır (sen de ona dâhil olabilirsin).” Hz. Muhammed A.S.M

 

“İnsanlardan bir dost edinecek olsaydım, Ebû Bekir’i kendime dost edinirdim. Fakat İslâm kardeşliği daha üstündür.” Hz. Muhammed A.S.M

 

 “Bizim dost ve kardeşlerimiz, bize aile efradımızdan daha sevimlidir. Zira aile efradımız, bizi dünyada anar. Fakat dostlarımız bizi, mahşer yerinde ararlar.” Hasan-ı Basri R.A

 

"Kişi sevdiği ile beraberdir." Hz. Muhammed A.S.M

 

"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, rahmete layık olasınız!" (Hucurat, 49/10)

 

HİZMET-İ KUR'ÂNİYEDE ARKADAŞLIĞI: Kur’an hakikatleri yayma hizmetinde birlikte hareket eden, sırt sırta veren, birbirinin ardını kollayan, birbirine saygı ve sevgi ile dayanışma içinde olan, aynı amaç için çalışanların birlikteliği.

 

Yani ,

 

Ey samimi bir şekilde bir birinin ahiretine yardım eden , uhrevi sorumluluğunu ciddiyetle muhabbetle yerine getiren , bir birinin kalbi ile ruhu ile alakadar olan , iştirak-i amal-i uhreviye ile bir birine sevap kazandıran,  kardeşinin ilgi alanıyla ilgilenen kardeşlerim ve istihdam edildiğimiz, gaye edindiğimiz Kur’an hizmetinde sırt sırta verdiğim, yükümü paylaştığım, varlığı ile ünsiyet bulduğum, kendimi ve davamı yanında güvende hissettiğim , her çeşit çileye katlandığım , güç alıp güç verdiğim arkadaşlarım…

 

Bilirsiniz…………de ………..yine de böyle de ………..biliniz:

 

·         Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas,

 

Yani, dünyaya bakan yönü olmakla birlikte, asıl olan ve dünyevi karşılık beklenmeyen hizmetlerde, hareketin bina edileceği; EN ÖNEMLİ TEMEL, 

 

             En büyük bir kuvvet,

 

Yani  genel anlamıyla ame-i salihada ,yapılacak güzel işlerde, hedeflenen bereketli faaliyetlerde, yürünecek zorlu  yollarda lazım olan EN BÜYÜK KUVVET,

 

·         En makbul bir şefaatçi,

 

Yani, Bu uhrevi hizmet yolda ; herkesin garazsız  iltiması, teavünü ,beklentisiz desteği pek mümkün olmadığından.. itibarlı, sevimli,  manevi muaveneti, yardımı kabul edilen ve bağışlanmaya vesile olan HATIRLI ŞEFATÇİ,

 

·         En metin bir nokta-i istinad,

 

Yani, Kur’ani ve İmani Hizmetlerde, bu uğurda ortaya çıkan meşakkatlerde, yardıma ihtiyaç hissedilen durumlarda; güç alınan, elzem zamanlarda sığınılan, güvenli liman EN SAĞLAM DAYANAK NOKTASI,

 

·         En kısa bir tarik-i hakikat,

 

Yani………… CENÂB-I HAKKA vâsıl olacak tarikler pek çoktur. Bütün hak tarikler Kur'ân'dan alınmıştır. FAKAT TARİKATLERİN BAZISI, BAZISINDAN DAHA KISA, DAHA SELÂMETLİ, DAHA UMUMİYETLİ oluyor…………….Evet, acz dahi, aşk gibi, belki daha eslem bir tariktir ki, ubûdiyet tarikiyle mahbubiyete kadar gider. ………… BU DURUM PRATİKTE ŞÖYLE İZAH EDİLMİŞ  :

 

Fakr dahi Rahmân ismine isal eder.

Hem şefkat dahi, aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tariktir ki, Rahîm ismine isal eder.

Hem tefekkür dahi, aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tariktir ki, Hakîm ismine isal eder……………

 

ÇÜNKÜ …….. acz ve fakr ve kusurunu Cenâb-ı Hakka karşı görmek ……….UBUDİYETİN RUHU OLAN ,YAPILANI YALNIZCA ALLAH RIZASI İÇİN YAPMAK DÜŞÜNCE VE HİSSİYATI ÇOK UZUN YOLLARI ŞİMŞEK GİBİ BİR ANDA KESTİRİR ….. ALLAH’IN RIZASINA MUVAFIK GELEN FİİLLER MEŞAKKAT ATEŞİNE MARUZ KALMAZLAR…

 

·         En makbul bir duâ-i mânevî,

 

Yani , şakirdin gayreti, hizmetkarın say’i ; hüsn-ü  niyet ve  yapıcı ve de ümitli ,tevekküllü nazarla manevi bir yardıma mazhar olur…Niyet ,nazar , ümit,  çaba, tevekkül Rıza-i ilahiyi maksad edindiğinde bu bir manevi duadır. İşin içindeki, itidal,hilm, fedakarlık ve feragat ise bu manevi duanın icabetini ve ecrini süratlendiren inayet ve bereket elinin yardımını çeker. Muvaffakiyetli neticeler hasıl olur biiznillah…

 

             En kerametli bir vesile-i makasıd,

 

Yani, ………..  yapılan hizmetlerde amaca ulaşmak için lazım olan olağan üstü inayetlere mazhariyete sebep olan EN SÜRATLİ VESİLE,

 

HEM ……Evet, velâyetin kerameti olduğu gibi, niyet-i hâlisanın dahi kerameti vardır. Samimiyetin dahi kerameti vardır… daire içinde bulunan herkesin çeşitli kerametlere ( Allah’tan geldiği zahir ve perdesiz olan sıra dışı ikram ve  nimetlere) dair hatıratı vardır…

 

             En yüksek bir haslet,

 

Yani , insanda en sevilen özellik , iyi bir karakter , müspet bir kişilik ve güzel huy sahibi olmasıdır. Samimiyetinde şüphe olmayan, içtenliği kalbe tesir eden insanların keyfiyeti halini meydana getiren onların sahip oldukları ihlâstır.

 

İhlâs Allah ile kul arasında öyle bir sırdır ki melek bilmez ki yazsın, Şeytan bilmez ki bozsun, heva bilmez ki eğsin………….Cüneyd-i Bağdadi (KS)

 

Evet , faziletli hizmetler bu haslet-i memdûha’nın (övülmüş benimsenmiş huy ve karakterin) eseridir.

 

             En sâfi bir ubudiyet, ihlâstır.

 

Yani, içine Allah rızasından başka hiçbir beklenti ve gösteriş karışmayan ibadetler ancak sadece Allah’ın rızasının gözetildiği ibadetlerdir.

 

Yani, medar-ı necat ve halâs, yalnız ihlâstır. İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır.İhlâsı kazandıran, harekâtındaki sebebi sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı İlâhî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlâhiyeye ( Allah’ın taalluk olarak uhdesinde aldığı, terettüp eden tecelli-i esmasının tezahür etmesi beklenilen sonuca; zan ile tasavvur ve tahayyül ile)  karışmamalı.

 

Çünkü, "İnsanlar helâk oldu-âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu-ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu-ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar." Buyrulmuş………….

 

Evet…… Her şeyde bir ihlâs var………ilgili paragrafta görüldü ki,

 

Uhrevi ve dünyevi olsun , isterse hayata dair kişiye bakan veya kişilerin ahiretini ilgilendiren mesellerde olsun ,her ne ise onu nitelikli hale getiren ve hayırlı sonuçlara erdirecek olan yegane çare samimiyet ve yapılanın içtenlikle Allah’ın rızasına uygun olmasıdır.

 

Hareket ve fiilin  sağlam temeli, lazım olan kuvvet, ihtiyaç duyulan şefkat ve özürlerin ikmali ,hataların düzeltilme sebebi,  yardım aşınacak dayanak noktası  ,harika nimetlere erişim, duaların kabul nedeni , amaca ulaştıran en sağlıklı araç, güzel huyların membaı , kullukta toplanan tüm ibadetlerin makbuliyeti ancak ihlas ile imiş…

 

Kulun bu hali gözetmesi, niyetlerini bu hal ile bezemesi, amellerini bu hassasiyetle yapması onu Allah’ın lütuf ve inayetine teslim eder.

 

Haşiye : İnsanın yaptığı tüm fiilerin ,kardeşliğe, arkadaşlığa ,cemiyet hayatına bakan bir yanı vardır. Uhrevi kardeşlikler ve samimi arkadaşlıklar hayat yolculuğunun ünsiyetli tadı tuzu, sevimli nimetleridir. Aynı gaye etrafında Allah rızası için bir araya gelenler ve bu bağlamda hukukullahı dikkate alıp titizlik gösterenler, bu ihlasları ile birçok ikrama mazhar olurlar. Eğer bu denge noktası elden kaçsa hizmette hikmette elde kaçar, tesirsiz olur.

 

Bu nedenle söz konusu faydaya erişmek ,zarardan korunmak için hoşgörülü olmak, bir birine nezaketle davranmak , ahirette de beraber olmanın özlemini yaşamak o kutsi intizarı hissetmek için Allah’ın hatırını yüksek ve birincil tutmak gereklidir…

 

Allah'ım! İhlâs Sûresinin hakkı için, bizi ihlâs sahibi olan ve ihlâsa eriştirilen kullarından eyle. Âmin, âmin.

..

.