“Her yüz senede Cenâb-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor” Hasisinin sıhhati hakkında ...
Bu tür konuları dolaylı araştırmak ve doğrulamak için İnternet yeterli kaynak sunmamaktadır. ( risale siteleri dâhil)
Bunun birlikte bazı meselelerde ihtilaf oluştuğundan görüşler karışmaktadır.
Böyle durumlarda yapılan araştırmalar ve kaynak araştırmaları kendine has teknikler gerektirir ki sahih habere ulaşılsın. ( bununla birlikte internet her konuya kaynak oluşturamaz. Binlerce yıllık bir birikim söz konusudur) Duyduğumuz ve karşımıza gelen her bir konuya temkinli yaklaşmalı belki de birileri bir şey karıştırıyor diye bakmalıyız.
Meselâ bu konuda münekkitler , NUR TALEBELERİNİN HADİS BİLGİSİ İŞTE BU KADAR DEMİŞLER. vs.
Şimdi konuyu taharri ederken nasıl etmeliyiz bunu örnekleyerek ,soruya da cevabımızı verelim İnşâallah.
Barla lahikasında şamlı Hafız Tevfik Ağabeyin mektubu içinde geçen:
Ashab-ı Kütüb-ü Sitte’den İmam-ı Hâkim 'Müstedrek'inde ve Ebu Dâvud 'Kitab-ı Sünen'inde, Beyhakî 'Şuab-ı İman'da tahriç buyurdukları: (...)
Burada öneli bir kelime var. Bu kelime TAHRİÇ kelimesidir. Hadis ilminde kullanılan bu yöntem hakkında bilgi aktaracağız ki, özellikle – aşağıda açıklanacak olan - MÜSTEDREK çalışmalarını ne olduğunu anlamaya yardım edecektir.
TAHRİÇ : Sözlükte “çıkmak” anlamındaki hurûc kökünden türeyen ve “çıkarmak, hüküm elde etmek” mânasına gelen tahrîc kelimesi hadis ilminde üç anlamda kullanılır.
1. Bir hadisi isnadıyla birlikte bir kitaba alıp nakletmek. Bu anlam, daha çok ilk dönem müelliflerinin derledikleri hadislerden kitap oluşturma faaliyetlerini ifade eder.
2. Belirli kitaplardan seçilen hadislerle yeni bir kitap meydana getirmek.
3. Bir eserde Hz. Peygamber’e veya sonraki iki nesle isnad edilen rivayetlerin temel kaynaklardaki yerlerini göstermek, bunların isnad ve sıhhat açısından durumuna işaret etmek.
İfadeyi baştan alıyoruz:
*Ashab-ı Kütüb-ü Sitte’den İmam-ı Hâkim 'Müstedrek'inde ve Ebu Dâvud 'Kitab-ı Sünen'inde, Beyhakî 'Şuab-ı İman'da tahriç buyurdukları* : (...)
“ *Her yüz senede Cenâb-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor* ” hadisi şerif hakkında şöyle bir iddia oluşturulmuş :
İddia:
Şamlı Hâfız Tevfik’in mektubu, Said Nursî tarafından Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî’ye alınmıştır.
Bu mektupta *İMAM HÂKİM’İN MÜSTEDREK’İNİN ASHAB-I KÜTÜB-Ü SİTTE’DEN* olduğu belirtilmiştir. Oysa, *MÜSTEDREK KÜTÜB-İ SİTTE’DEN* değildir.
Hâkim’in Müstedrek’ini hiçbir hadisçi altı kitaptan saymamıştır. Said Nursî ve şakirtlerinin hadis ilimlerinde ne kadar ehliyetli oldukları görülmektedir...
Bu iddiaya ise hissiyata :
Bediüzzaman’ın bir talebesinin bir sehiv eseri olması kuvvetle muhtemel olan “el-Hâkim”in kitabını Kütüb-ü Sitte’den addetmesi meselesini; bir yandan büyük bir ilmî mesele imiş gibi velveleye vermek, diğer yandan bu hatanın talebesine ait olduğunu bildiği hâlde onu Bediüzzaman Hazretlerine de mal etmeye çalışmak, hatta bile bile ona iftira etmek, gerçekten izah edilmesi güç bir psikolojik saplantıdır….. böyle cevap verilmiştir:
Oysa Hafız Tevfik’in (R.H) kurduğu cümle yapısıyla iddia cümlesi aynı anlamı içermemektedir.
Hafız Tevfik ( R.H ) ; Kütüb-ü sitte ashabı olarak bilinen , meşhur altı sahih hadis kitabı olan Sahih-i Buhâri, Sahih-i Müslim, İbn-i Mâce, Ebu Davud, Tırmizi ve Neseî'nin yazarlarının eserlerinden derlenen Kütüb-ü Sitte eserinden 1 ( *DEN VE DAN ŞARTK EKLERİNDEN SONRA VİRGÜL KULLANILMADIĞINDAN BU KELİMEYİ ÖNÜNDEKİ KELİMEYLE BAĞLI OLARAK ANLAMAK- KASIT YOKSA- YANLIŞ BİR YAKLAŞIMDIR*) İmam-ı Hâkim 'Müstedrek'inde 2, Ebu Dâvud 'Kitab-ı Sünen'inde 3, Beyhakî 'Şuab-ı İman'da 4, tahriç buyurdukları… şeklinde SAHİH OLDU SENETLERLE TESBİT EDİLMİŞ söz konusu Hadis-i Şerifi beyan etmiştir.
*YANİ İMAM-I HÂKİM MÜSTEDREKİ KÜTÜB-Ü SİTTE İÇİNDEDİR DENİLMEMİŞ, AKTARILMAK İSTENEN MANAYA YÖNELİK İMLA KAİDESİ İÇİNDE CÜMLE KURULUMU YAPILMIŞTIR.*
Bununla birlikte MÜSTEDREK nedir buna da bakılması önemlidir.
MÜSTEDREK hadis literatüründe : “bir şeyin devamını yapmak, ona zeyil yazmak, tetimme meydana getirmek” anlamına gelmektedir.
Örnek olarak Müstedrek Türü Çalışmalar.
1. el-Müstedrek ʿale’ṣ-Ṣaḥîḥayn. Bu türün en meşhur çalışması olan eserde Hâkim en-Nîsâbûrî, Ṣaḥîḥayn’da yer almamakla birlikte ikisinin ya da ikisinden birinin şartlarına uyan sahih hadisleri toplamaya çalışmıştır. (I-IV, Haydarâbâd 1334-1342; nşr. Mustafa Abdülkādir Atâ, I-IV, Beyrut 1411/1990).
2. el-İlzâmât ʿale’ṣ-Ṣaḥîḥayn (ʿalâ Ṣaḥîḥayi’l-Buḫârî ve Müslim). Dârekutnî, Buhârî ve Müslim’in şartlarına uyduğu halde Ṣaḥîḥayn’da yer almayan yetmiş hadisi bu çalışmasında bir araya getirmiştir.
3. Kitâbü’t-Tetebbuʿ. Dârekutnî, bu cüzünde Ṣaḥîḥayn’da illetli olduğunu iddia ettiği 218 hadisi ele almıştır. Irâkī de el-Müstedrek ʿalâ Müstedreki’d-Dâreḳuṭnî adlı bir çalışma yapmış (Kettânî, s. 16) ve bu risâle el-İlzâmât ile birlikte yayımlanmıştır.
4. el-Müstedrek ʿalâ Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî ve Müslim (el-Müstedrekü’l-müstaḫrec ʿale’l-İlzâmât). Ebû Zer el-Herevî, Dârekutnî’nin İlzâmât’ındaki yetmiş hadisi kendi senedleriyle tahriç etmiştir.
5. el-Eḥâdîs̱ü’l-muḫtâra mimmâ lem yuḫrichü’l-Buḫârî ve Müslim fî Ṣaḥîḥayhimâ (el-Eḥâdîs̱ü’l-ciyâd). Ziyâeddin el-Makdisî tarafından kaleme alınmıştır (nşr. Abdülmelik b. Abdullah b. Dehîş, I-II, Mekke 1412).
6. el-Müstedrek mine’n-nuṣûṣi’s-sâḳıṭa. Muhammed b. Hârûn er-Rûyânî’nin el-Müsned’i için Emîn Ali Ebû Yemânî’nin hazırladığı zeyildir (I-III, Kahire-Riyad 1416/1995).
Bu bağlamda : İmam Hakimim Müstedrek çalışmasın bir başka geniş açıdan açıklaması şöyledir:
El-Müstedrek ya da Müsned-i Hâkim, Hâkim en-Nişaburi'nin Buhârî ile Müslim’in el-Câmi-us sahih'lerine almadıkları sahih hadisleri bir araya getiren eseridir.
El-Müstedrek’te yer alan hadislerin büyük çoğunluğu Buhârî ve Müslim’in sıhhat şartlarına uygun rivayetler olup bu yönüyle eser Sahiheyn'in zeyli durumundadır. ( DOLAYLI OLARAK KÜTÜB-Ü SİTTEYE DAHİLDİR)
“Kitâbü’l-Îmân” ile başlayıp “Kitâbü’l-Ehvâl” ile sona eren elli iki kitaptan oluşmuştur. Eserde sahâbe ve tâbiîn kavilleriyle birlikte 8803 rivayet mevcuttur.
Şimdi konuya bu hakikat penceresinden baktığımızda söz konusu hadis-i şerif:
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır :
"Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir"
(Ebu Davûd, Mişkât, 1/82 , K. Melahim, Bab 1, Hadis no: 4291; Ebu't-Tayyib Muhammed Şemsu'l-Hak b. Emîr Alî ed-Diyânuvî el-Azîmâbâdî , 11 / 387, 389)
Şimdi hadisin sıhhati rivayeti, taşıdığı anlam, işaretler, gösterdiği yol gibi hususlar , mütemmim manalar gibi hususlar her hadis tahlininde devreye girer. Burada ravinin saki oluşu yani güvenilirliği ile bir çok mutabakat sağladıktan sonra kabul edilir.
ŞİMDİ BUNUNLA İLGİLİ İKİ DEĞERLENDİRME ÖRNEK SUNACAĞIZ:
ÖRNEK 1: (Ebû Davud diyor ki: Abdurrahman b. Şureyh el - İskenderanî hadisi Şerâhil aşmadan -Ebu Alkame ve Ebu Hurayra'yi anmadan- rivayet etti)
(Bu hadis iki yoldan rivayet edilmiştir. Birisi metinde olduğu gibi musneddir. Öbüründe ise Abdurrahman b. Şureyh, Ebu Alkame ve Ebu Hurayra'yi anmadan, sanki Şerahîl Rasullullah'tan duymuş gibi rivayet etmiştir. Bu şekilde aynı yerde iki veya daha çok ravi düşürülerek rivayet edilen hadislere Mu'dal Hadis denilir. Ancak Abdurrahman sika bîr ravidir. Buhari ve Muslim onunla ihticac etmişlerdir. Bu hadisi sadece Ebû Davud rivâyel etmiştir.
Hakim, Beyhaki, Zeynu'l-Irakî ve Hafız İbn Hacer gibi alimler bu hadisin sahih olduğunu ifade etmişlerdir. Mu'dal oluşu bir açıdan sakıncalı değildir. Çünkü hem başka bir yoldan musned olarak rivayet edilmiştir, hem de adi yapan Abdurrahman b. Şureyh el- İskendereyanî sika bir ravidir.
Ebu Alkame'nin, "Bildiğim kadarıyla Ebu Hurayra hadisi Peygamberden nakletmiştir." demesi, hadisin merfu oluşu konusundaki şubhesini ifade etmektedir. Yani ravi hadisin mevkuf mu yoksa merfumu olduğunda şubhe etmiş, ancak ağırlıklı kanaatinin merfu olduğu (Hz. Muhammed tarafından söylendiğine emin olunan sözlerdir) istikamette olduğuna işaret etmiştir.
Diğer versiyonda ebu Hurayra şu açıklamayı yapar: "Bildiğim kadarıyla O aslında Peygamberden geliyor" İbn Hâcer, Tevali, sf: 47; *EL HAKİM, 4 / 522)*
GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE *EL HAKİM, 4 / 522)* MÜSDETREKİNDE KONU 4/522 KONU NUMARASI İEL YER ALMAKTADIR.
*İKİNİNCİ ÖRNEĞİMİZ ARAP HADİS ALİMLERİNİN ÇALIŞMASINDAN ÇEVİRİ YAPILARAK AKTARILACAKTIR*
4291 - Ebû Hüreyre'den, bildiğim kadarıyla, "Allah bu ümmete her yüz senenin başında dinini yenileyecek birini gönderir" Ebu Davud / Sünen
Rivayetleri sahihtir ve bu hadis Ahmed bin Hanbel tarafından delil olarak kullanılmıştır.
El-Hafız, Ahmed bin Hanbel'in otoritesindeki yollardan "Tawali al-Ta'sees" sayfa 46-49'da bundan bahsetmiş ve sonra şöyle demiştir: Bu, hadisin o dönemde iyi bilindiğini hissediyor, bu nedenle, adamlarının güveninden dolayı güçlü olmasına rağmen, yukarıda bahsedilen raviler zincirini güçlendiriyor. Molla Ali el-Kari de "Murqaat al-Mafatih" 1/248'de bunu doğruladı.
Bu hadisi doğru sahih kabul eden ve nakl ve şerhi hakkında çalışma kaynaklarından bazıları:
"El-Awsat" (6527), İbn Adi "El-Kamil fi'd-Dufa'a" 1/123, *EL-HAKİM 4/522* ve Ebu Amr ed-Dani "El-Fiten" (364), ve Al-Beyhaqi “Ma'rifat al-Sünen wa'l-Eshar” (422) ve “Menaqib al-Shafi'i” 1/53 ve Al-Khatib “Tarih H” 2/61-62 ve İbn Asaker “Tarih Şam” 51/338 ve “Tabiyeen Kadhib Al-Muftri” s.51 ve 51-52 ve Al-Mazzi, Sharaheel bin Yezid Al-Ma'afari'nin çevirisi 12/412'de “Tahdheeb Al-Kamal”da ve Muhammed bin İdris Al-Shafi'i'nin çevirisi ve Muhammed bin İdris Ekselansları tarafından “Tawali Al-Tas'ee” s. 45-46'da İbn Hacer….
YİNE GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE HAKİM’İN MÜSDETREKİ 4/522 NOLU BÖLÜMÜNDE BU HADİSİ NAKLETTİĞİ GÖRÜLMEKTEDİR.
Şimdi iddiaya tekrar bakalım:
İMAM HÂKİM’İN MÜSTEDREK’İNİN ASHAB-I KÜTÜB-Ü SİTTE’DEN olduğu belirtilmiştir. Oysa, Müstedrek Kütüb-i Sitte’den değildir. KÜTÜB-Ü SİTTEDE OLAN SAHİH HADİSLER EL HAKİMİN MÜSTEDREKİNDE YER ALMIŞTIR.
HÂKİM’İN MÜSTEDREK’İNİ HİÇBİR HADİSÇİ ALTI KİTAPTAN SAYMAMIŞTIR.
Asıl problem bu iddiadır. EL- HAKİMİN ESERİNİ RED ETMEK TÜM ONDAN GELEN NAKİLLERİDE İTİBARSIZLAŞTIRMAYA ÇALIŞMAKTIR.
OYSA YUKARIDA SAHİH KAYNAK ÇALIŞMALRINDA EL-HAKİM’İ GÖRMEKTEYİZ. DEMEK Kİ BELİRLİ BİR ZÜMRE (HADİS İNKARCILARI) BU İDDİA İLE KENDİ ZEHİRLERİNİ RİSALE-İ NUR’A ,TALEBELERİNE VE ÜSTADA BULAŞTIRMAK İSTEMİŞLERDİR.
Bu da şu sözlerinden açıkça anlaşılmaktadır: *SAİD NURSÎ VE ŞAKİRTLERİNİN HADİS İLİMLERİNDE NE KADAR EHLİYETLİ OLDUKLARI GÖRÜLMEKTEDİR*...
Hülasa : “Her yüz senede Cenâb-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor” Sahih Hadisi :
1-Ashâb-ı Kütüb-i Sitteden (olan Sahih-i Buhâri, Sahih-i Müslim, İbn-i Mâce, Ebu Davud, Tırmizi ve Neseî'nin yazarlarının eserlerinden)
2- İmam-ı Hâkim, Müstedrek’inde
3-Ebu Dâvud, Kitab-ı Sünen’inde;
4-Beyhakî, Şuab-ı İman’da tahriç (Hadislerin aslî kaynaklarını ve isnadlarını belirleme şeklinde)
buyurmuşlardır.
Yine Konula ilgili Risale-i Nurda Ayet ve Hadis lerin açıklandığı kitapta kaynak olarak : el-Hakim, el-Müstedrek, 4:522; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 2:281, hadis no: 1845..Gözterilmiştir……….
El Hasıl Üstadın tasrihinden geçmiş olsun veya bir sehiv karışmış olsun , ifade etmekte bazı noksanlıklar olabilir. Bu mümkündür.
Burada üstadın tavsiyelerinden , Bir tevili vardır de ilişme…… Fikrim karışmış hatalar olabilir…….Neşrettiği nura bak……mananın delaleti gibi hususlar nazara gelmelidir.Çünkü ifadeye kaynak olan beyanın sahihliği o ifade noksanlığını örter.
Örneğin bu tartışma sahih bir hadisin, doğru bir konuda irtibatı nazardan gizlenmiş, kaynaklarından birisi inkâr edilerek konu setredilmeye çalışılmıştır.
işte bizim nazarımız birden geniş alana çıkmaz ve hariçten bakamaz ise, bir tırnak bir dağı setreder manasının muhatabı olabiliriz.
Bazen imlalarda olan gözden kaçmalar da başka çağrışımlar yapabilmektedir.
Mesela burada bir bilgisizliği de söz konusudur.
Yukarıda ilgili konu içinde ifade edilidği gibi;
Ashab-ı Kütüb-ü Sitte’den İmam-ı Hâkim 'Müstedrek'inde ………. derken
, DEN VE DAN şart eklerinden sonra virgül koyulmadığından dolayı bir nefeslik ara verilse mananın :
Ashab-ı Kütüb-ü Sitte’den şekliyle Ashab-ı Kütüb-ü Sitte olarak müstakil görülecektir. Birleştirerek anlama yanlışlığından kurtulmak mümkün olurdu….