22.1.26

Mütalaa Ders notları 63: İnsan nisyandan alındığı için, nisyana mübteladır.

 

*İ'lem Eyyühel-Aziz*!

 

*İnsan nisyandan alındığı için, nisyana mübteladır*.

 

İnsanın yaratılış özelliklerinden biride ( nisyan) unutkanlıktır. Nisyan sözlük anlamı olarak ; Unutmak, ertelemek, bilerek veya bilmeyerek terketmek ( kasten ötelemek) , sahip olunan bilginin ihtiyaç ânında akla gelmemesi, bir şeyden gafil olmak, bir şeyi hatırlayamamak gibi anlamlara gelen bir kelimedir. ……….*Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür*.. Muaallim Naci  (İnsan hafızasının eksikliği ya da hastalığı , sorunlu durumu ; unutmasıdır, unutkanlıktır.)

 

Nisyanın anlam , eylem ve sonuç bağlamında 2 temel hali vardır.

 

Bunlardan birisi: hoş olmayan, insana ceza getiren, azap yönü bulunan hali olumsuz halidir.

 

İkicisi: Ona fayda sağlayan , elemini hafifleştiren, musibetzedelere isabet eden sıkıntılarla anlık ve günlük meşguliyetler gibi kısa zaman aralıkları ile rahatlık getiren …." *Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün âlâmını çektirir, müterâkimi unutturur*. " Mektubat

 

Bazı fena seciyeli kişilerin yaşadığı olumsuz şeyleri unutmaları nedeniyle isyan , küfür gibi durumlardan beri kalmaları, hafızanın  o durumlarda vazifesini yapmaması noktasından bir rahmettir. ….. " *Hafıza bir nimettir. Fakat ahlâksız bir adamda, musibet zamanında nisyan ona râcihtir*. ( yani musibet zamanında meydana gelen unutkanlık, hafızanın  sağlıklı çalışmasından daha evladır.)

 

Kısaca nisyan ( unutkanlık ) beşere ait bir sıfattır………..“ *Doğrusu daha önce Âdem’den ahit almıştık da unuttu*...” (Tâhâ, 20/115)

 

,……….“ *Nas*”  *aslında*  “ *nisyan”dan alınmış bir ism-i faildi*r. *Vaziyet-i asliyesi mülahazasıyla, insanlara bir itab olduğuna işarettir*. *Yani*  “ *Ey insanlar! Niçin misak-ı ezeliyeyi unuttunuz* ? ”  *Fakat bir cihetten insanlara bir mazeret yolunu gösteriyor*.  *Yani*  “ *Sizin o misakı terk ettiğiniz amden değil, belki sehv ve nisyandan ileri gelmiştir*.”  *manası var denilebilir* ……….. (İşârâtü’l İ’caz)

 

Evet, İnsanın Nisyandan alınması ise ; “ *Ben sizin Rabbiniz değil miyim*?” sorusuna, “ *Evet, Rabbimizsin* ” cevabını vermiştir. (A’raf, 7/172).  şekliyle bildirilen Kālû Belâ muhaveresinin manasındandır. Bezm-İ Elest de denilen bu durum , Allah’la yaratılışları sırasında insanlar arasında yapıldığı beyan ve kabul edilen sözleşme için kullanılan bir tabirdir.

 

Bize bildiren bu taahhüt, tarafımızdan unutulmuş … Çünkü; bu tecelli  ve ikrar irademiz dahilinde değil, fıtratımızın kendi mahiyetiyle şehadet ettiği, bizzat halik ve malikiyle hilkaten ahitleştiği bir mana olduğundan ve akabinde teklifin gelecek olması münasebetiyle de  unutturulmuştur…

 

Ve insan bu haliyle hayat gelir ve hiçbir şey bilmeyerek yaşamına başlar. Bebeklik, çocukluk ,ergenlik ve sair ömri olan dönemleri ile birlikte farkına vardığı, varacağı , görüp, dinleyip, anlayıp ve algılayıp şehadet edeceği, iman veya inkar ile yaratılışa karşı cevap vereceği imtihan alemine alınır. İman aklın ihtiyari, iradenin tercihi ,lisanın gördüğünü ikrar veya inkarı , tebliğ değerlendirilmesi, delillerin aklen  muhakeme edilmesi gibi süreçler itikadın lazımı olduğundan ,insan nisyan ile var oluş yolculuğuna başlar..ben kimim, nereden geliyorum , nereye gidiyorum , bu alemde ne işim var sorularının cevaplarını arar. Bir anlamda safi yaratılışının garazsız şehadetine, fıtratının hakikatine ulaşmaya çalışır. Bunun için dünyada nereden geldiği hatırlaması gerekmediğinden araya nisyan perdesi çekilmiştir.

 

*Nisyanın en kötüsü de nefsin unutulmasıdır*.

 

Söz konusu bu şekilde unutma  yukarıda kısmen değinildiği gibi, nefsin kendisine zarar ve azap celp edici unutmasıdır. Bu nokta ilgili satırda:

 

*Fakat hizmet, sa'y, tefekkür zamanlarında nefsin unutulması, yani nefse bir iş verilmemesi dalalettir*. Şeklinde ifade edilmiştir.

 

Yani Nefsin mükellef olduğu  -akletme, düşünme, hak için çalışma gayret etme, iyiliği tesis kötülüğü engelleme , yaratıcısını bilme , sevme ve sevdirme, ubudiyet  gibi- yaratılış vazifesini yerine getirmekten , Allah rızası için çalışmaktan çekilmesi, tembelliğe meyil etmesi, malayani  boş şeylerle ilgilenmesi, dinin emir ve yasaklarını yaşamak ve yaşatmak yönünde bir göreve el atmaması , verimsiz işe yaramayan şeylerle uğraşıp vakit geçirmek suretinin neticesiyle ; haktan yüz çevirip batıla yönelme, tekâlif-i diniyeden kaçarak şaşkınca  karanlık dehlizlere girme, yanılıp tercih ettikleri nedeniyle kendini telef etme, bilerek doğru yoldan çıkma, gaflet körlüğü ile bir çeşit bilgisizlik eliyle haddi aşmak, gerek duyulara gerekse hakikate  aykırı şeyleri  benimsemek karşılığında da ; yaratılış amacına ulaştıran yolu bulamamak, fıtraten ve ahden  istenen ve beklenen  sonuca giden istikametten  sapmaktır.

Böylelikle ………….  *Şeytan kendilerini istila etmiş ve kendilerine Allah düşüncesini unutturmuştur. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdırlar. Uyanık ol ki, şeytanın yandaşları hep hüsrana düşenlerdir*. (Mücadele suresi 58/19)

 

……………“ *O kimseler gibi olmayın ki, onlar Allah’ı unuttular, Allah da ceza olarak nefislerini onlara unutturdu*. ” (Haşr, 59/19) … (Haşiye )

Haşiye: Söz konusu ayetler ve nefiste olan eğilimlere bakıldığında unutma eyleminin 3 şekilde gerçekleştiğini görüyoruz.

 

1-      İnsanın gaflet ve isteyerek temayül ettiği ve girdiği yerlerde ona hakiki vazifesini şeytanın unutturması…….( yani Allah’ın bu davranışa giren kullarının uğrayacağı itabı bildiğinden severek bu süreçte söz sahibi olmak ,şerden nemalanmak isteyen şeytanın gönüllü olarak kendine vazife çıkarması…kişinin zihnini çelmesi, hakikatten ve tövbeden uzaklaştırması, ona suni saadetler , hazlar vaat etmesi, vehimler ile kendine tâbi ve bağlı kılması )

 

 

………………“ *Gördün mü! kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı, dedi*.”  (Kehf 18/63)

 

 

2-      Rablerini zikretmekten gafil olanlara Allah’ın ceza olarak; o insanları hayırdan mahrum bırakması, doğruya ve rızasına giden yolu onların ilgi alanlarında çıkartıp, istikamet nurunu perdelemesi suretiyle  Allah’ın unutturması.

 

 

3-      Adalet ve hikmet ve imtihan noktasında insanların yaptıkları işler, zararlı faaliyetler, menfi anlamda ölçme biçme, hüküm verme gibi niyet ve eylemlerle  kendilerine kendilerini unutturacak durumlara girerek haklarında nisyan fetvası verdirmektir. Dolayısıyla olumsuz anlamda tüm beyan edilen neticeler insanın iradesiyle gerçekleştirdiği şeylerin neticesinde kaderden takdir edilmiş olan ceza-i karşılıktır.

 

 

“ *Ceza amelin cinsindendir*. ” Kaidesi meşhurdur…

 

 

“ *Göklerde ne var, yerde ne varsa hep Allah’ındır. Böyle olduğu için, sapıtanı ve doğru yolda olanı pek iyi bildiği, yaptıklarını kaydettiği içindir ki, kötülük işleyenleri, yaptıklarının karşılığı ile cezalandırarak, iyi hareket edenlere de en güzel mükâfatı verecektir*.”(Necm, 53/31).

 

 

“ *İyi ve güzel davranışlarda bulunanlara en güzel mükâfat (cennet) ile daha da fazlası da (Allah’ın cemalini görmek) var* .”(Yunus, 10/26)

 

“ *Sonra, o fenalık yapanların akıbetleri, en fena bir akıbet oldu* .”(Rum, 30/10).

 

“ *İyiliğin karşılığı iyilikten başka mı olacak*! ”(Rahman, 55/60).

 

…..

 

“ *Kim dünyada Müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter*.”(Aclunî, 2/252)

 

“ *Kim kardeşinin bir dünyevî sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun bir sıkıntısını giderir*.” (Aclunî, 2/283)

 

“ *Allah kullarından ancak merhametli olanlara merhamet eder* . ”(Aclûnî, 1/216)

 

“ *Dilediğini yap; mutlaka karşılığını görürsün*.”(Mecmau’z-Zevaid, 10/219).

 

“ *Allah’ı (n emirlerini) koru ki, Allah da seni korusun*.” (Mezmau'z-Zevaid, 7/189).

 

*Hizmetler görüldükten sonra neticede, mükâfat zamanlarında nefsin unutulması kemaldir*.

 

 ……… *Nefis  hizmet zamanında geri kaçar. Ücret vaktinde ileri safa hücum ediyor. Bu mertebede onun tezkiyesi, yaptığı fiili aksetmekle olur. Yani işe, hizmete ileriye sevk edilmeli, ücret tevziinde geriye bırakılmalıdır*…. Mesnevi-i Nuriye

 

Burada ilgili konuyla ilgili bir tavsiye görmekteyiz. Nefsin ücret almaya olan iştiyakından söz edilmektedir. Bu durum da nefis için en faydalı durumun onu bu ücret arzusundan geri tutmak olduğu söylenmektedir. Aslın bir ön alma olan bu tavır , kişisel karşılık beklemeden, şımarmadan, aç gözlülük yapmadan, ihtiras ve şahsi menfaat peşinde koşmadan  İHLAS ile iş ve hizmet görmenin anahtarını ve yolunu göstermektedir. Ve bu tedbir insan nefsi için en gerekli olan TEZKİYE’nin de formülüdür.

 

Tezkiye temizlemek, arıtmak, aklanmak gibi muhtasar anlamının yanında çok geniş bir tanım ve niteliğe sahiptir.

 

Örneğin:

Her şeyi Allah’tan bilmek,

Her hayrı ondan istemek,

Her şeyin onun mülkü olduğunu idrak etmek,

Haddini bilmek,

Her işin onun yardım,kuvvet ve kudretiyle gerçekleştiğinin  iz’anına ermek,

Örneğin tün yönleriyle istikamet dairesinde kalmak,

Takva ve ameli salih prensipleri ile yaşamak,

İmanın muhtevi olduğu ve emir buyurduğu esasları şuur ile idrak edip , benimsemek,

İslamiyet ve mükerrem olarak yaşanmasını mümkün kılan Sünnet-i Seniyeye bağlı kalmak ,

Yanlızca Allah rızası için kullukta bulunmak için bir makbul ve mübarek bir vaziyet almak gibi ihatalı bir mahiyeti vardır.

 

*İşte bu nokta insanın nefsi , bizzat kendisi için KEMAL , yani  mükemmelliğe ait zirve noktasıdır*.

 

“ *Nefsini tezkiye eden kurtulur*. ” (Şems, 91/9)

 

" *Düşman istersen nefis yeter. Evet, kendini beğenen belâyı bulur, zahmete düşer; kendini beğenmeyen safâyı bulur, rahmete gider*."…Mektubat

 

*Haşiye* :  Bu konuyu (TEZKİYE) genel anlamıyla – Dualarınızla- acz, fakr, şefkat ve tefekkür ve hatveleri bahsinde ele almak arzu ve niyetindeyiz. Ve minallahi't-tevfik…

 

………..

 

“ *Âyetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan bunu sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma*.” ( En’am 6/68)

 

“ *Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et*.” Bakara Suresi 286. Ayet…….. Haşiye:

 

Haşiye: " *Allah, benim için, ümmetimin hata ile, unutarak veya baskı ve tehdid altında işlemiş olduğu günahları bağışlamıştır* ." Hz. Muhammed ( A.S.M)