13.1.26

Mütalaa Ders notları 47: Mer'ayı tecavüz eden koyun sürüsünü çevirtmek için çobanın attığı taşlara musab olan bir koyun, lisan-ı haliyle:

 

Evet,

…İfade edilecek hakikate dair konu bir temsil ile nazarı dikkate verilmiyor.

Temsil yönteminin talimde kullanılması hem meseleyi akla yaklaştırmak hem de zihinler tarafından kabul ve idrak edilmesini sağlayan özel bir anlatım tarzıdır. Biraz düşünürsek, okuduğumuz ve dinlendiğimiz hiçbir ders hikâyesini unutmadığımızı fark ederiz. Bu da bize temsilin nasıl ustaca kullanıldığını göstermekle birlikte, bir hakikati birisinin anlamasına sunduğumuzda örneklendirmeye dikkat etmemiz hususunu çıkarılmayabiliriz.

Evet,

*İ'lem Eyyühel-Azi*!

 *Mer'ayı tecavüz eden koyun sürüsünü çevirtmek için çobanın attığı taşlara musab olan bir koyun, lisan-ı haliyle*:

" *Biz çobanın emri altındayız. O bizden daha ziyade faidemizi düşünür. Madem onun rızası yoktur, dönelim." diye kendisi döner, sürü de döner*.

Evet, koyun sürüleri güdülürken kendi meşru yollarından çıktıklarında, çobanları onları istikamete sokmak için bu temsilde kullanıldığı şekliyle taş atarlar. Bu taş – bu dersteki teşbihe göre- muhtemelen sürüyü peşinden götüren ve sürü psikolojisi olarak adlandırılan etkiyi oluşturan önde giden koyuna doğru atılır. Ve o koyun sert şekilde ikaz edilmesi ile birlikte, yanlış bir şey yaptığını, bir had aşıldığını hisseder ve döner. Onun dönmesi ile de peşinden giden ve onun vesilesi ile huduttan çıkmaya hazır olan sürü onunla birlikte dönüp, doğru yola girer.

 

Evet, çobanlar sürü kendi izinli alanında olduğunda onlara nezaret eder. Belki bir nevi kaval sesi ile onların hissiyatlarına dokunacak nağmeler çıkararak hem istihbaratlarına hem de rızıklanmalarına vekâlet ve kefalette bulunur. Onlarda emniyetli bir şekilde meradan istifade ederler.

 

Bazen de çobanlar sürüyü, aralarında ünsiyet ettikleri çeşitli bağrışlar bazen ise ıslık gibi seslerle de uyarır. Bu genelde dağılma meyli ve hareketin oluşumu esnasında olmakla birlikte ,isale ederken istikamet göstermek içinde olabiliyor. Demek ki bu tür ikazlar taş ile ikaza gidecek yolun evvelinde alınmış tedbirlerdir.

 

Ey nefis! Sen o koyundan fazla âsi ve dâll değilsin.

 

Yani bir şuurun var. Hem haddi aşmak ve sapılmaması gereken yollara sapmak düşüncesi ve hissiyatında değilsin. Hem lehinde aleyhinde olacak şeyi idrak edebilirsin.

 

Madem öyle, çeşitli imtihanlar, tatlı ikazlar, bilmediğin hikmetler, tecelliyat-ı esma-i ilahiyeye bağlı ince remizler ve bir kısım hizmetler noktasında şefkat eseri olarak:

 

Kaderden sana atılan bir musibet taşına maruz kaldığın zaman,

 

Ondan geldiğini, Onun yaratması ile var olduğunu, senin ve her şeyin onun ilmi ve kudreti dairesinde bulunduğunu, hiçbir şeyin ondan gizli kalmadığını , imtihan ve tecrübe için seni ve nev’ini dünyaya gönderdiğini, vazifeler tamamlandığında , neticeler alındığında , zıtların tasfiye edilip her şeyin layık olduğu yeri bulacağı bir rücu ile ona döneneceğini bil….“*Onlar; başlarına bir musibet gelince, Biz şüphesiz** (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz diye)  söyle ve Merci-i Hakikî'ye dön, imana gel, mükedder olma*.

 

Çünkü o Hâlıkındır.Razıkındır. Rahmet ve merhameti ile sana şefkat edendir.

 

Hayatını veren ve onu tüm levazımatıyla idare edendir.

 

Seni hayvan yapmayan, cemadattan kılmayan ,insan ve müslim sıfatı ile şu aleme gönderen, Habibine A.S.M) Ümmet eden  hadsiz ihsan sahibidir.

 

Kalbinin hatıratını bilen fiili , kavli , hali olan tüm ihtiyaçlarını bilen, dualarını işiten, yegane dayanağın ve sığınağın olan Rabbin ve Malikindir.

 

Seni cehennemden kurtaracak ve itaatin ve ubudiyetin ile ihsananı mazhar edip ebedi lattif edecek olan O’dur.

 

Hem rahm-ı maderden bu hale gelene kadar sana çeşitli vesile ve nimetleri ile nezaret eden, iman ve islâm ile izzetlendirip hakiki insaniyet ile  tezyin ederek sana ihsan-ı şahanesini gösteren, sevdiklerini sevdirerek , seni o sevdiklerinle birlikte karşılıklı iskemlelerde  sonsuzluk keyfiyetiyle sohbet etmeyi vaat eden  hadsiz kerem sahibidir.

 

Ondan başka gidecek yer, çalacak kapı, baş vuracak mercide yoktur. Onun rızası halkın rızasından evlâdır. Tesirlidir. Ol emrine malik bu sultana intisabın ve onun kulu ve kölesi olmanın şerefi  namütenahi olarak sana kafidir.

 

Hem sen hayatını kendin idare edemez, levazımatını tedarik edemezsin.

 

Lehul mülkü  ve lehül hamdu ve lehul hukmu ve ileyhi turceûn..     Mülk Ona, hamd Ona, hüküm Ona aittir; siz de Ona döndürüleceksiniz……..  de ve merak etme:

 

*O seni senden daha ziyade düşünür*.

 

Mesnevi-i Nuriye – 120

 

Haşiye:

 

Sürünün önünde olan ve ikaza musap olan ve dönmesi ile ardındakilerinde dönemsine vesile olma konusunu  alakadar olunan tüm dairlerde ve sorumluluk ölçüsünde ele alabiliriz.

 

Örneğin:

 

Şimdi aile hayatında en mühim nokta budur ki; kadın, kocasında fenalık ve sadakatsızlık görse, o da kocasının inadına kadının vazife-i ailevîsi olan sadakat ve emniyeti bozsa, aynen askerîdeki itaatın bozulması gibi, o aile hayatının fabrikası zîr ü zeber olur.

 

*Belki o kadın, elinden geldiği kadar kocasının kusurunu ıslaha çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın*…

 

Dâire-i meşrûadaki keyfe iktifâ ediniz ve kanaat getiriniz. *Sizin hanenizdeki mâsum evlâtlarınızla mâsûmâne sohbet, yüzer sinemadan daha ziyade zevklidir*………. Yani hayra ve hakikate rücü etmekle bir çok lezzett-i maneviye ve istikamete erişmek biizinillah mümkündür……….