22.1.26

Mütalaa Ders notları 65: Allah'tan Razı Olmak

 

…………Her şeyin Allah’tan olduğunu iman ile  bildiğinde ve buna  iman ve intisabın ile tam kanaat getirdiğinde, hoşuna giden veya  gitmeyen  şeylere rıza göstermen gerekir……. Madem onun rububiyetine razıyız; o rububiyeti noktasında verdiği şeye rıza lazımdır….   Eğer rıza göstermezsen gaflete mecbur kalırsın... ve o gaflet saikiyle ………..Kaza ve kaderine itirazı işmam eder bir tarzda ah, of edip şekva etmek, bir nevi kaderi tenkittir, rahîmiyetini ittihamdır…

Gaflet nazarı..yani aymaz,hakikati anlamaz, kavramaktan yoksun ve zahire perestiş eden bakış açısı bir  nevi tenkit ve herşeyin aslında olan güzelliği ,hikmeti inkar olduğundan manen iftiracıdır……….hem ………hikmet ve rahmet ve güzellik ve maslahat cihetini herkes göremez. Zâhire bakıp itiraz eder, şekvâya başlar. İşte bu haksız şekvâlar Rahîm-i Mutlaka gitmemek hikmetiyle…………… vazifeleri, izzet-i rububiyetin perdesi olmak olan ……esbab-ı zahiriye vaz'edilmiş ve gözlere de gaflet perdesi örtülmüştür……… Tâ güzellikleri görünmeyen ve hikmetleri bilinmeyen şeylerde kudret-i İlâhiyenin izzeti ve kudsiyeti ve rahmetinin ihatası muhafaza edilsin, itiraza hedef olmasın ve hasis ve ehemmiyetsiz ve merhametsiz (görünen) şeylerle kudretin mübaşereti nazar-ı zâhirîde görünmesin….

 

Kâinat hâdiselerinden insanın heva ve hevesine muhalif olan kısım, muvafık olan kısımdan daha çoktur.

 

Çünkü …….. Sâni-i Âlem, arzı istediği gibi ve hikmeti iktiza ettiği gibi yaratmıştır. Sizin, ey ehl-i hayal, teşehhî ile istediğiniz gibi yaratmamıştır, akıllarınızı kâinata mühendis etmemiştir….. Rüzgâr gemilerin keyfine göre esmez………………..

 

Eğer heva sahibi, bu esbab-ı zahiriyeyi görüp Müsebbibü'l-Esbab'dan gaflet etmese, itirazlarını tamamen Allah'a tevcih eder.

 

Yani , çeşitli sebeplerle hikmeten ve dinen  yasaklanan kötü arzulara karşı meyilli olan ,doğruluk, hak ve faziletten saparak haz ve menfaatlere yönelen, görünüşe müptela  bir nefis sahibi olan kimse;  eğer izzet-i Rububiyet önüne çekilen ve haksız şikayetleri ve itirazları önlemek için takdir edilen sebeplere takılmaz ve hangi neticenin hangi sebeple meydana geleceğini takdir eden; hem sebepleri hem de neticeleri yaratan Allah’ı görür ise hak olmayan batıl itirazını , hadiselere karşı duyduğu nefretini, değersiz ve iftira olan sözlerini , hidet ve küfr ve düşmanlığı içeren öfkesini ..Fatır-ı Hakîm ve Mâlik-i Kerîm’e yönelir…

 

Böylelikle………. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmeti ittiham eden, rahmetten mahrum kalır ve başını dünyevi ve uhrevi olarak büyük bir belaya sokar….

 

Evet……… Evet, izzet ve azamet isterler ki, esbab, perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve ehadiyet isterler ki, esbab ellerini çeksinler tesir-i hakikîden…..

 

 

İ’lem eyyühe’l-aziz!

 

Hiçbir insanın Cenâb-ı Hakka karşı hakk-ı itirazı yoktur. Ve şekvâ ve şikâyete de haddi yoktur. Çünkü, şikâyet eden ferdin hilâf-ı hevesini iktizâ eden, nizam-ı âlemde binlerce hikmet vardır. O ferdi irzâ etmekte, o bin hikmetin iğdâbı vardır. Bir ferdi razı etmek için bin hikmet fedâ edilemez.

 

"Eğer hak onların keyiflerine tâbi olsaydı, gökler ve yer fesâda uğrardı." Mü'minûn Sûresi, 23:71. Kaynak: Hiçbir insanın Cenâb-ı Hakka karşı hakk-ı itirazı yoktur çünkü...

 

Eğer her ferdin keyfine göre hareket edilirse, dünyanın nizam ve intizamı fesada gider.

 

Ey müteşekkî! Sen nesin? Neye binaen itiraz ediyorsun? Cüz’î hevesini külliyat-ı kâinata mühendis mi yapıyorsun? Kokmuş olan zevkini nimetlerin derecelerine mikyas ve mizan mı yapıyorsun? Ne biliyorsun ki, nakmet olarak gördüğün şey belki ayn-ı nîmettir? Senin ne kıymetin var ki, sineğin kanadına müvâzi olmayan hevesini tatmin ve teskin için felek çarklarıyla hareketten teskin edilsin?.............

 

"İ’lem Eyyühe’l-Azîz!

 

 Nefis dâima ızdırablar, kalâklar içinde evhamdan kurtulup tevekküle yanaşmıyor. Hükm-ü kadere râzı olmuyor. Halbuki şemsin tulû ve gurubu muayyen ve mukadder olduğu gibi, insanın da bu dünyada tulû ve gurubu ve sâir mukadderatı, kalem-i kader ile cephesinde yazılıdır. İsterse başını taşa vursun ki, o yazıları silsin; fakat başı kırılır, yazılara bir şey olmaz ha!.. Ve illâ muhakkak bilsin ki: Semâvat ve arzın hâricine kaçıp kurtulamayan insan, *Hâlık-ı Külli Şey'in rububiyetine muhabbetle rızâ-dâde olmalıdır*." ………..Mesnevi-i Nuriye