İ'lem Eyyühel-Aziz!
Kelime-i Tevhid'in tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek
çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak
derecede sanem ittihaz ettiği mahbublardan yüzünü çevirtmektir.
Mesnevi-i Nuriye
BU PARAGRAFTA BİRİNCİ
KELİMEMİZ KELİME-İ TEVHİD'DİR. Çünkü zikredilmesinin ehemmiyetine işaret
edilen bu kelimenin ihtiva ettiği anlamı bilmek, onu anmaktaki keyfiyetin
ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Kelime-i Tevhid: Esasat-ı imaniyenin özünü ifade eden ve Zât-ı İlâhiye hakkında ,
vehm ve isnat edilen harici bir tesir ve şerik gibi müessir zan ve de kast edilen her şeyi reddetmek anlamında kullanılan ve tüm icraat
ve tasarrufu, halk ve inşayı, mebde ve müntehayı, cümle mahlukat ve masnuatı ,
zerrelerden kürelere kadar varlık sahasına çıkarılmış her şeyin , her şeyinin
sahibi, ruh ve hayatlarının tek maliki , vücut alemlerinin vacibi gibi bu
meyanda ki mutlak hakikati beyan eden ve bu cami manasıyla kulları imana davet
eden, yekta,iradesi hiçbir iradeye bağlı
olmayan, ferd zatiyesi ve iktidar ve
hakimiyetiyle bütün ibadının her
ihtiyacına kafi ve vafi gelen Allah’ın uluhiyet ve rububiyetini ilan eden
bir cümledir.
Kişinin Kelime-i Tevhidin tazammun ettiği manaya yönelik
olarak ; akli, iradi, kalbi ve lisani bir ittifak ile şehadetini ikrar ve
-ittifak edilmiş , uygun olarak
istimal edilmiş anlamı ile- Allah'tan
başka ilâh olmadığına iman ettiğini, O'ndan başka Rab ve Ma'bud tanımadığını "Lâilâhe
illallah Muhammedun Rasûlüllah" sözünü "Kelime-i
Tevhîd” sadedinde ilâm etmesidir.
BU PARAGRAFTA İKİNCİ
KELİMEMİZ ZİKİR KELİMESİ OLUP , DEVAMINDA İRDELEYECEĞİMİZ MANA ZİKİRDEN MAKSAD
İLE MÜSTAKİLEN KASD EDİLEN LÂİLÂHE
İLLALLAH KELİMESİ OLACAKTIR. ( ŞEHADETTE İSTİMAL EDİLEN MUHAMMEDUN RASÛLÜLLAH
SÖZÜ BU ZİKİRDE KAST EDİLMEDİĞİNDEN TAH EDİELECEKTİR)
ZİKİR: Allah’ı anmak ve hatırlamak suretiyle gafletten ve
nisyandan kurtulmak, zihni ve kalbi Rabbine karşı canlı tutmak, kendi enfusi
alemini bir anlamda teyakkuza getirmek, afaki aleme o zikir vasıtası ve
nurlanmış nazarı ile tevhid namına bakmak için bir imani nazar kazanmak ve
varidat ile hakikati muhafaza etmek gibi
işlevsel anlamlara gelir.
Zikir 4 şekilde yapılır. Allah’ı anmak (zikir) hem zihinle (
tefekküren) hem kalple ( hafi ve bir
nevi murakabe ilen) hem dille ( lisanen
) hem de ( ibadetler ) ile fiilen olur.
Rabbimiz ev Resulallah efendimiz A.S.M bizi çok çeşitli;
tarifler ile Ehl-i İmanı Allah’ı anmaya
emir ve davet eder. Bunlardan birkaç örnek paylaşalım İnşâallah.
1-
KENDİ KENDİNE, YALVARARAK VE ÜRPEREREK, ALÇAK
SESLE SABAH AKŞAM RABBİNİ ZİKRET, GAFİLLERDEN OLMA! El-A‘Râf 7/205
2-
Ey iman edenler! ALLAH’I ÇOK ÇOK ANIN. SABAH
AKŞAM O’NUN YÜCELİK VE EŞSİZLİĞİNİ DİLE GETİRİN. El-Ahzâb 33/41-42
3-
Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle
kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. ALLAH’I ANMAK HER
ŞEYDEN ÖNEMLİDİR. Allah yaptıklarınızı bilir. El-Ankebût 29/45
4-
ARTIK SİZ BENİ ANIN Kİ BEN DE SİZİ ANAYIM. Bana
şükredin, bana nankörlük etmeyin! El-Bakara 2/152
5-
Ey iman edenler! Bir düşman birliği ile
çatıştığınız vakit sebat ediniz ve ALLAH’I ÇOKÇA ANINIZ Kİ ZAFER SİZİN OLSUN. El-Enfâl
8/45
6-
Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek
gönülleri huzura kavuşanlardır. BİLESİNİZ Kİ GÖNÜLLER ANCAK ALLAH’I ZİKREDEREK
HUZURA KAVUŞUR. Er-Ra‘d 13/28
7-
Müslüman erkekler, müslüman kadınlar; mümin
erkekler, mümin kadınlar; ibadet ve itaat eden erkekler, ibadet ve itaat eden
kadınlar; özü sözü doğru erkekler, özü sözü doğru kadınlar; sabreden erkekler,
sabreden kadınlar; gönlünü ibadete vermiş erkekler, gönlünü ibadete vermiş
kadınlar; (Allah için) yardım yapan erkekler, yardım yapan kadınlar; oruç tutan
erkekler, oruç tutan kadınlar; iffetlerini koruyan erkekler, iffetlerini
koruyan kadınlar; ALLAH’I ÇOKÇA ANAN ERKEKLER, ÇOKÇA ANAN KADINLAR; İŞTE BUNLAR
İÇİN ALLAH BÜYÜK BİR ÖDÜL HAZIRLAMIŞTIR. El-Ahzâb 33/35
8-
“Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-
“İmânınızı dâima yenileyiniz” buyurdu da: “– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl
yenileyeceğiz?” diye suâl olundu. Cevaben: «LÂ İLÂHE İLLALLAH» zikr-i şerifini
çok yapınız, buyurdu. (İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)
……….. “İmanınızı Lâ ilâhe illâllah ile yenileyiniz.” … ın
hikmetini soruyorsunuz. Onun hikmeti çok Sözlerde zikredilmiştir. Bir sırr-ı
hikmeti şudur ki:
İnsanın hem şahsı, hem âlemi her zaman teceddüt ettikleri
için, her zaman tecdid-i imana muhtaçtır. Zira insanın herbir ferdinin mânen
çok efradı var.
Ömrünün seneleri adedince, belki günleri adedince, belki
saatleri adedince birer ferd-i âhar sayılır. Çünkü, zaman altına girdiği için,
o ferd-i vâhid bir model hükmüne geçer, hergün bir ferd-i âhar şeklini giyer.
Hem insanda bu taaddüt ve teceddüt olduğu gibi, tavattun
ettiği âlem dahi seyyardır. O gider, başkası yerine gelir. Daima tenevvü
ediyor, hergün başka bir âlem kapısını açıyor.
İman ise, hem o şahıstaki her ferdin nur-u hayatıdır, hem
girdiği âlemin ziyasıdır. Lâ İlâhe İllallah -Allah'tan başka ilâh yoktur- ise,
o nuru açar bir anahtardır. Hem insanda madem nefis, hevâ ve vehim ve şeytan
hükmediyorlar; çok vakit imanını rencide etmek için, gafletinden istifade
ederek, çok hileleri ederler, şüphe ve vesveselerle iman nurunu kaparlar.
Hem zâhir-i şeriate muhalif düşen ve hattâ bazı imamlar
nazarında küfür derecesinde tesir eden kelimat ve harekât eksik olmuyor. Onun
için, her vakit, her saat, hergün tecdid-i imana bir ihtiyaç vardır…………….
Mektubat > Yirmi Altıncı Mektup > Dördüncü Mebhas
9-
“– Bir kul ihlâs ile «Lâ ilâhe illallah» derse,
bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu
söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine
dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır.” (Tirmizî, Deavât, 86)
10-
İşte tevhidde cemal ve kemal-i İlahînin kalben
görünmesi ve ruhen hissedilmesi içindir ki; bütün evliya ve asfiya, en tatlı
zevklerini ve en şirin manevî rızıklarını kelime-i tevhid olan "Lâ ilahe
illallah" zikrinde ve tekrarında buluyorlar. Hem kelime-i tevhidde
azamet-i kibriya ve celal-i Sübhanî ve saltanat-ı mutlaka-i rububiyet-i
Samedaniye tahakkuk etmesi içindir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm
ferman etmiş:
“Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade
faziletli ve kıymetli sözleri, Lâ ilâhe illâllah kelâmıdır.” Sahihu’l-Câmii’s-Sağîr………….
Şualar / İkinci Şua…………..
EVET , GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE HEM KELİME-İ TEVHİD HEM İÇİNDE BARINDIRDIĞI HAKİKAT, İNSANIN
HADSİZ İHTİYAÇLARI İLE ALLAH’A MUHTAÇ OLDUĞU , ALAKADARLIK DAİRESİ GİBİ ELİNİN
YETMEDİĞİ VE MÜNASEBETLERİ NEDENİYLE BİR ÇEŞİT ALIŞ VERİŞİ BULUNDUĞU
ALEMLERLERE YÖNELİK İLGİLİĞİNE TERETTÜP EDEN YÜZER DÜŞÜNCE VE BİNLER HİSSİYATIN
ANLAM ARAYIŞININ CEVABININ NEREDE VE KİMDE OLDUĞU ANCAK BU DAİRE İÇİNDE
ANLAŞILABİLİR,MEDET VE NUR BULABİLİR.
Konuya paragraf noktasından devam edersek:
……………..Kelime-i Tevhid'in TEKRAR İLE ZİKRİNE DEVAM ETMEK,
kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin
tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbublardan yüzünü çevirtmektir…………….
Söz konuş edilen tekrar ve devam etmek zikirden maksad olan,
anma,hatırlama, gafletten çıkma manasını kendinde topladığından etkin hakikati
tekrar ve devam dadır……….. Bu durum Üstadımız tarafında şöyle ifade edilmiştir:
ZİKRİN ŞE’Nİ, ( HALİ
) TEKRAR İLE TENVİRDİR. Sözler
BURADA DA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ TEKRAR VE DEVAMA BAĞLI OLARAK
TENVİR ETMEK, NURLANMAK SÖZ KONUSUDUR.
BİR İNSAN YUKARIDA SÖZ EDİLEN ZİKİR USULLERİNDEN MESLEĞİNE MUVAFIK ŞEKİLDE
AMELDE BULUNSA VE ALEMİ AYDINLANACAK VE KARANLIK NOKTALARI
DAĞILACAKTIR. YİNE YUKARIDA MEKTUBATTAN ATIFLA İMANI YENİLEMEK BAHSİNDE GEÇTİĞİ
ÜZERE; KÜSUF TUTAN, HADİSAT , ESBAP VE DALALETİN NEŞRETTİĞİ SAPKINLIKLAR DAN
TELEBBÜS EDEN BİR ÇOK BULAŞ İLE RENCİDE OLAN İMANI KENDİNİ ABLUKA EDEN ŞEYLERİN
BASKI VE TASALLUTUNDAN KURTULACAKTIR.
………….. Ey benim muhterem Üstadım!
Hadd-i büluğumdan
bu âna kadar, LAÎN ŞEYTANIN ZIRHINDAN MAMUL BİR SANDUKA DERÛNUNDA KİLİTLEMİŞ
OLDUĞU AKL-I UHREVÎ VE İMANIMI TAZYİK ALTINA ALMIŞTI. Duanız sayesinde ve bana
karşı göstermiş olduğunuz hüsn-ü niyet ve nasihatlerin semeresi olarak, ancak
yedi senede, Üstadımın dua yumruğuyla laîn şeytanın zırh sandukası kırılarak,
imanımı tekrar teslim ettin. Mesud ( R.H
) / Barla L.
BUNUNLA BİRLİKTE YİNE İNSANIN MİZACI, DÜNYA İLE ALAKADARLIĞI, NEFSİNİN MERATİP MAHİYETİ,
TEZKİYESİZLİĞİ, DÜŞKÜN HİSSİYAT, ZAAFLAR, İŞTİHA, MERAK, KIRILGANLIKLAR
GİBİ BİR ÇOK HARİCİ ETKENLER GİBİ DURUMLARIN OLUŞTURDUĞU TESİR , İNSANI BİR ÇOK HAYALİ VE MECAZİ .. HATTA
KÜFRİ BİR ÇOK TUZAĞA ÇEKER VE TİRYAKİLİKLE , HAZ İLE , VAAT VE ZAN TELKİNLERİ
İLE BAĞLAR. ZİKİR , YANİ ALLAH’I ANMAK O İNSANIN ALEMİNDE UYANMAYA,SORGULAMAYA,
İMANIN TESİRİ İLE ÇEKİNMEYE YÖNELİK BİR ÇOK HİSSİYATI MEYDANA GETİRİR.
YANİ EN HAKİKİ ANLAMIYLA , ALLAH O YAD İLE KENDİNİ ANAN
KULUNA TEVECCÜH EDER , ZİKRİNE TAALLUK EDEN İHSANINI TERATTÜP ETTİRİR. YANİ OL
DAVETE İNAYETİ LÜTFU İLE İCAP EDER, MARZİYAT MÜŞKÜLAT NE İSE ONU GİDERİR, KULUN
BİLMEDİĞİ BELKİ O NEDENLE İSTEMEDİĞİ BİR ÇOK FAYDAYI ONA MECCANEN LÜTFEDER.
………… *İ’lem eyyühe’l-aziz! Zikreden adamın, feyz-i İlâhîyi
celb eden muhtelif lâtifeleri vardır. Bir kısmı, kalb ve aklın şuuruna
bağlıdır. Bir kısmı da şuursuz, yani şuurlara tâbi değildir. Min haysü lâ
yeş’ur* (Bilmediği bir tarzda,
beklemediği şekilde) *husûle gelir.
Binaenaleyh, gaflet ile yapılan zikirler dahi feyizden hâli değildir*…….. Mesnevi-i
Nuriye
Söz konusu paragrafı bütün alıp birde öyle nazar edelim İnşâallah..
İ’lem eyyühe’l-aziz! *Kelime-i Tevhidin tekrar ile zikrine
devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve
nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbuplardan yüzünü çevirtmektir*.
( yukarıda söz ettiğimiz terettüp
konusu- YÜZÜNÜ ÇEVİRTMEK- olarak bu
noktanın hakikatine işaret eder………*Maahaza, zâkir olan zâtta bulunan hâsse ve
lâtifelerin ayrı ayrı tevhidleri olduğuna işaret olduğu gibi, onların da,
onlara münâsip şerikleriyle olan alâkalarını kesmek içindir.* ( burası - *hâsse
ve lâtifelerin ayrı ayrı tevhidleri*
başka bir ders konusu olabilir. Dokunmadan geçiyoruz.………..
Terettüp Konusuna bir örnek : ………. Fakat ille-i gaiye
olmamak, hem kasten istenilmemek şartıyla, dünyaya ait faydalar ve kendi
kendine terettüp eden ve istenilmeyerek verilen semereler,……….. Lem’alar
Birkaç ilgili pasaj paylaşıp nihayet vereceğiz İnşâallah:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Tohum olacak bir habbenin kalbi, yani
içi delindiği zaman, elbette sümbüllenip neşvünemâ bulamaz, ölür gider.
Kezâlik, ene ile tâbir edilen enâniyetin kalbi, “Allah Allah” zikrinin şuâ ve
hararetiyle yanıp delinirse, büyüyüp gafletle firavunlaşamaz. Ve Hâlık-ı
Semâvat ve Arza isyan edemez. O zikr-i İlâhî sâyesinde ene mahvolur. İşte
Nakşibendîler, zikir hususunda ittihaz ettikleri ZİKR-İ HAFÎ Sayesinde, kalbin
fethiyle, ene ve enâniyet mikrobunu öldürmeye ve şeytanın emirberi olan nefs-i
emmârenin başını kırmaya muvaffak olmuşlardır. Kezâlik, Kâdirîler de, ZİKR-İ
CEHRÎ sayesinde tabiat tâğutlarını tarümâr etmişlerdir.
*İ’lem eyyühe’l-aziz! Nefs-i nâtıkanın en yüksek matlubu
devam ve bekadır. Hattâ vehmî bir devam ile kendisini aldatmazsa hiçbir lezzet
alamaz. ÖYLEYSE, EY DEVAMI İSTEYEN NEFİS! DAİMÎ OLAN BİR ZÂTIN ZİKRİNE DEVAM
EYLE Kİ, DEVAM BULASIN. ONDAN NUR AL Kİ SÖNMEYESİN. ONUN CEVHERİNE SADEF VE
ZARF OL Kİ KIYMETLİ OLASIN. ONUN NESİM-İ ZİKRİNE BEDEN OL Kİ, HAYATTAR OLASIN.
ESMÂ-İ İLÂHİYEDEN BİRİSİNİN HAYT-I ŞUAIYLA TEMESSÜK ET Kİ, ADEM DERYÂSINA
DÜŞMEYESİN.*
Haşiye : Kelime-i Tevhid (Lâ ialehe İllallah) zikri.. Bizim
sabah ve yatsı namazları sonrası tesbihatlarında 33 adet olmakla birlikte
100’er kez okunabilir malumaliniz. Ayrıca Öğle, ikindi ve akşam namazları
tesbihatında 33’er kez okunmaktadır. Yine bununla birlikte Allah rızasını
celbetmek niyeti ile dilendiği kadar okunabilir. Burada en önemli husus hangi
evrad olursa olsun onu Allah rızası dışında bir amaç için okumamaktır. Eğer
başka bir illet zikre gaye yapılsa Üstadın tabiriyle ,karşılık görülemeyecektir
ve görülmeyede hak yoktur ( lem’alar) ……..
Yüz adet okuyan kardeşlerimiz bittikten sonra + 1 olarak : Muhammedun
Rasûlüllah derse evla olur…….İnşâallah
…