16.1.26

Mütalaa Ders notları 51: Şükür

 

Konuya geçmeden öne ŞÜKÜR kavram ve hakikati üzerinde bir miktar durmak icab ediyor.

 

Bu  bağlamda  Şükür ibaresi  anlamı itibariyle;  İyiliği bilme , iyilik sahibinden  ve ihsanından övgüyle söz etme, kalp  ve azalar ile de mukabele edip  minnettarlığını  gösterme, Kerim olan zatın ikramına  karşı saygı ve hürmette bulunma , ihsana sahip çıkıp gereğini yapma gibi anlamlara gelir. ………. (*Kat'iyen bil ki, kanaat, ticaretli bir şükrandır; hırs, hasâretli bir küfrandır. Ve iktisat, nimete güzel ve menfaatli bir ihtiramdır. İsraf ise, nimete çirkin ve zararlı bir istihfaftır*…Mektubat)………..  

 

Bilinen şekliyle şükür üç çeşittir.

 

Birinci tür şükür,  *DİL*  ile lisanen yapılan şükürdür………… *Allah' ın nimetini söylemek şükür, söylememek ise nankörlüktür*.… Hz.Muhammed A.S.M ……  *Rabbinin nimetini elinden geldiğince anlat*……   Duha Suresi

 

İkincisi:  Tüm esbabı geride bırakarak, Nimetin ve iyiliğin bizzat Allah’an geldiğinin idrak ve iz’anı içinde bir huzur ve sürür hissederek *KALP*  haliyle, muhabbet letaifi ile, hissiyat-ı ulvi lisaniyle şükür etmektir.

 

"Dört şey vardır ki kime verilmişse  ona dünya ve ahiretin en hayırlı şeyleri verilmiş olur.

 

Bunlar:

 

1- Allah'ı zikreden dil,

2- ALLAH'IN VERMİŞ OLDUĞU NİMETLERE ŞÜKREDEN KALP,

3- Bela ve musibetlere sabreden bir beden,

4- Nefsini, kocasını ve malını koruyan bir zevce…….Hz. Muhammed A.S.M

…….Bunda sıhhat ve âfiyet ve lezâiz gibi nâfi emirler nasıl şükrü dedirtir, o makineyi çok cihetlerle vazifelerine sevk eder, insan da bir şükür fabrikası gibi olur..Lem’aler..

 

Üçüncüsü:  Sahip olunan *AZALAR* diliyle…. Yani göz, kulak , el ayak ve sair organları Allah’ın rızası yolunda , helal dairesinde  kullanıp, menhiyattan ve süfliyattan koruyarak…………… " *Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını, karşılığında Cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır*." Tevbe Sûresi, 9:111……. *NEFİS VE MALINI Cenâb-ı Hakka satmak ve Ona abd olmak ve asker olmak ne kadar kârlı bir ticaret, ne kadar şerefli bir rütbe olduğunu anlamak istersen*……….…( Bakınız 6. Söz)

 

HAŞİYE: Bu noktada  aklın tefekkürde istimali, nazarın mana-yı harfinde istihdamı , hayalin mübarek işlerde kullanılması , ilmin hasiyetini muhafazası  gibi durumlar  ahkamı-ı fıtriyenin şükrü olarak  düşünüle bilirliğinin  yanı sıra ;  muhabbetin yaşanması ve içtenlikli sirayeti  , tevazu, ünsiyet ile yapılan hoş sohbet, İyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışma yönündeki faaliyetler gibi güzel huylar ve  ahlak eseri olan lâlif hasletler şükürden addedilebilir.

 

*Der tarik-ı acz-mendi, lâzım âmed çâr-çîz*:

*Acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, ŞÜKR-Ü MUTLAK ey aziz*! ...... Bediüzzaman

 

Evet,

 

Anlaşıldığı üzere şükür meselesi, bir hürmet ve nezaket bilincinin eseri olan şümullü bir haldir. Allah’ın rıza ve bereket taahhüdünün bulunduğu mümtaz bir haslettir. İnsan yaratılmış olması mukabilinde ezelden ebede şükürle fıtraten sorumlu kılınmıştır. Ademden vücuda getirilmesi, insan suretinde hâlk edilmesi ,iman ve islâmiyetle serfiraz edilmesi gibi hususlar temelinde ve sair taalluk eden hadsiz nimetler  nezdinde şükür ve hamd ( Allah’ı gerek verdiği nimetleri ve nimetlerinin ihsan tecellisine ve Zatının  mükemmel, eşsiz, noksansız oluşuna  taalluk eden isim ve sıfatları hasiyetiyle övme)  ile mükellef kılınmıştır.

 

Bu noktada şükür ;  dil, kalp ,azalar ve bazı letaife ile olması bağlamında daha umumi, hamd ise dil ile olduğundan daha hususidir. Denilebilir… Belki hamde dair bir dil-i mahsus  gönül içinde mündemiçtir.. Belki de ruhun cevherinde münderiçtir…kim bilir…..

 

Evet,

 

İyiliklerin ve nimetlerin şuurlu vasıta ile gelmesi, gönderilmesi durumunda yapılacak mukabele bağlamında bir iki hususa değinip konu sadedine geçeceğiz.

 

Örneğin:

İyiliğin ve nimetin insan vasıtasıyla gelmesi durumunda, Münim-i hakikiyi görerek, Rahmeti İlahiyenin dest-i inayetine  hürmet göstermek suretiyle vesileye  nezaketen teşekkür etmek –mecbur olmamakla birlikte- güzel bir karşılık veriş şeklidir.

 

“İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmez.” Hz.Muhammed A.S.M Hadis-i Şerifi bu teşekkür etme meselesin , şükre basamak olmasına işaret eder.  Çünkü nimet ve iyiliği idrak etmek bir anlayış seviyesidir. Bunu yakın aynasında fark edemeyende minnet duygusu gelişmez ve o  gabevetle perdenin arkasını görmez..Bir diğer manasıyla insanlar arasında bir kadirşinaslık ve nezaket bildirimi olan teşekkür, ubudiyet noktasında insanı şükür bilincine hazırlayan bir ameliyedir.

 

Yine bu meyanda 2 hadis-i şerif :

 

"Kim bir ihsana mazhar olursa, bulduğu takdirde karşılığını hemen versin, bulamazsa, verene senâda bulunsun. Zira onu övmekle, teşekkürünü yerine getirmiş olur. Ketmeden (karşılık vermeyen) nankörlük etmiş olur." Hz.Muhammed A.S.M

 

"Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: 'Cezâkellâhu hayran (Allah sana hayırlı mükâfaat versin!)' derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur." Hz.Muhammed A.S.M

 

"İ’lem Eyyühe’l-Azîz!

 

*Sem’, basar, hava, su gibi umumî nîmetler daha ehemmiyetli, daha kıymetli olduklarına nazaran, hususî şahsî nîmetlerden kat kat fazla şükre istihkak ve liyakatları vardır*."

 

Çünkü hayati idame ettiren nimetler bunlardır. Bunlardan birinin yeterince olmaması bütün yaşam kalitesini bozar. Eksik olması ise ekser insanların hayatını çok menfi etkiler. Hayvanlarda bile olsa bir ızdıraptır.

 

"Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmediğiniz bir halde çıkardı. Size şükredesiniz diye kulaklar, gözler ve kalpler verdi !  Nahl Suresi /10  ………" "O sizin için kulaklar, gözler ve gönülleri yaratandır. Ne de az şükür ediyorsunuz…Mü'minûn Suresi /78

 

 

“... Göz nimetinin bütün hayvanlarda bulunması, senin göze olan şiddet-i ihtiyacını tahfif etmediği gibi, gözün kıymetini tenkis etmeye de sebep olamaz.”.Mesnevî-i Nuriye

 

" *Binaenaleyh o gibi umumî nîmetlere karşı nankörlük edip şükran etmemek, en büyük küfrân-ı nîmet sayılır*.

 

O, gökten su indirendir. İşte biz her çeşit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde üstüste binmiş taneler bitireceğimiz bir yeşillik; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar; üzüm bağları; bir kısmı birbirine benzeyen, bir kısmı da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlaştığı zaman her birinin meyvesine bakın! Kuşkusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır. En’âm Suresi  / 99. Ayet

 

*Hal bu merkezde iken, bazı insanlar şahıslarına ait hususî nîmetlere karşı Allah’a şükrederlerse de şu umumî nîmetler onlara şümulü yokmuş gibi fikirlerine bile gelmiyor*.

 

Çünkü ülfet, alışkanlıklar çok harika şeyleri gafletle perdelemektedir. Bu gaflet durumun devamın da insanın iyiliğin keyfiyetini idrak etme, ihsanı anlama , keremin lütfunu algılamaya yönelik latifeleri körelir. Nezaketle mukabele estetiğini kaybeder.

 

Nasıl şükür nimeti ziyadeştiriyorsa, karşılık görmeyen nimetlerden de sevaplı  bereket ve maddi ve manevi lezzet kaybolur.

 

Ve bu şükürsüzlük hali, hafife alma, görmezden gelme , minnete layık görmeme, adileştirme, sıradan olarak değerlendirme, akışına gelmiş gibi karşılama , adeta fark etmeme gibi bir çaba içine girme , kainatta cereyan eden ihsan ve kerem tecellileri olan yağmur,rüzgar,kar ve dolu gibi bir çok hadiseye karşı farkındalığını yitirme ,Cenab-ı hakkı  gadabını celp etmektedir.

 

Bu meyanda Allah; Nimetlerini azaltmak,bazen tümden elden almak,yağmuru kesmek,ekinden bereketi kaldırmak, fiyatların artması, ( yani Allah’ın hırslı ve dünya perest insanların bu yöndeki istekliliğinin önünü açması, kalplerinden şefkate dair denge hassasiyetini kaldırması ,taşkınlıklarına izin vermesi ile şükrün aşırılıklara engel olduğu muhafazayı şükürsüzlük sebebi ile vazifeden azl etmesi) .şükrün bir nevi olan sadaka,infak,zekat dairesinin tatile uğraması ile musibet ve beliyelerin  gelmesi gibi durumlarla beşerin aymaz tavrına karşılık vermektedir.

 

 

Bir örnek ders:

 

…………….. Birinci nokta: Nimet ve rahmet-i İlâhiyenin fiyatı, şükürdür. Biz şükrü hakkıyla vermedik. Evet, rahmetin fiyatını şükürle vermediğimiz gibi; zulmümüzle, isyanımızla gazabı celb ediyoruz. Şimdi zemin yüzünde zulüm ve tahribat, küfür ve isyan ile, nev-i beşer tam tokada kendini müstahak etti ve dehşetli tokatlar yedi. Elbette bir parça hissemiz de olacak.

 

…………….. Dördüncü nokta: Şimdi, malda ve rızıkta hilelerle suistimâl ile, rüşvetle çok haram karıştığı ve ekinciler kendi malına hakkıyla sahip olmadığı ve on adamdan iki-üçü tam rahmete müstahak ise, ekincilerin malından istifade edenlerden beş-altısı ya zulümle, haram karıştırmakla, ya şükürsüzlükle rahmete istihkakını kaybediyor.

 

………………. Altıncı nokta: Yağmursuzluk bir musibettir ve ceza-yı amel bir azaptır. *Buna karşı, ağlamakla ve hüzün ve kederle, niyaz ve hazinâne yalvarmakla ve pek ciddî nedamet ve tevbe ve istiğfar ile karşılamak ve sünnet-i seniye dairesinde, bid’alar karışmadan, şeriatin tayin ettiği tarzda dergâh-ı İlâhiyeye iltica etmek ve dua ve o hale mahsus ubudiyetle mukabele etmektir*.

 

Hem böyle umumî musibetler, ekser nâsın hatâsından geldiği cihetle, o insanların ekseri (kısm-ı âzamı) tevbe ve nedamet ve istiğfar etmekle def olur…..Emirdağ Lahikası

 

Burada önemli bir noktaya hatıra geldi.

 

Şöyle ki; İnsan kabalığı, hatalarında ısrar etmesi, istekli olmadığından intibaha gelmemesi , sürekli bazı mazeretler ve hoşnutsuzlukları dillendirmesi sonucunda , dua ve tefekkürün , sığınma ve yardım istemenin tesirini kaybeder. Yani kendi lehinde bir şey dileyemeyecek, iyilik isteyemeyecek hale gelir. Kuvve-i maneviyesi zayıfladığından şeytana maskara olur.

 

Bu nedenle nimetleri anmak, tefekkür etmek, şükretmek ve buna alışacak dikkati göstermek , ihsana karşı bir uyanıklık hali kazanmak çok önemlidir. Bu yol ile insan Allah’ın şükre cevap vermesi ve nimeti arttırma vaadinin desteği ile bizzat yaşayarak bir şuur ve artı değere ulaşır…

………. *bütün hâmidlerin nimet arttıran hamdleri*….. Sözler

 

Bu nedenle bazı nimetleri küçük görmek, basite almak ile  duygu kaybı yaşayacak sebeplerden kaçınmak elzemdir.

 

……….*Çünkü çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar*. Lem’alar

 

Evet,

 

*Halbuki en büyük nîmet, âmm ve dâimî olan nîmetlerdir. Umumiyet kemâl-i ehemmiyete delil olduğu gibi, devam da ulviyet ve kıymete delâlet eder*."

 

Yani en büyük iyilik , lütüf  ve ihsan genelin  sürekli bir şekilde istifade ettiği nimetlerdir. Bu durum herkesin ihtiyacına yönelik kapsayıcı bir tedbir ve iş görmenin mükemmelliğine delil olduğu gibi, sürekliliğinin  sağlaması da bu nimetlerin büyüklüğünü ve kıymetini gösterir.

 

Giriş bölümünde ifade edildiği gibi, hayatın keyfiyeti, varlığın sıhhati, yaşam döngüsünün devamı , yaratılmış olanlardan azami istifadenin temini, memnuniyet, mutluluk ,sıhhat ve afiyet gibi sevinç veren duygular azalar ve unsurların uyumlu ve sağlıklı işlemesi ile mümkündür.

 

Bu nimetleri fark etmemek veya alışkanlıkla  ehemmiyetli görmemek , gereğini yapmamak sonuç anlamı itibariyle tahkir olduğundan insanların ferdi veya nevi olarak sıkıntı yaşamasına neden olur.

 

Hem beğenmemek gibi bir tehlikeli vaziyet ortaya çıkar ki …bir çok terbiye ve ceza unsurunun fitilini ateşler……….. Nasıl ki bir gün gelecek, şu musahhar zemin, yüzünün ziyneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp çirkin bulur. Hâlıkın emriyle, büyük bir zelzele ile bütün yüzünü siler, temizler. Allah'ın emriyle ehl-i şirki Cehenneme döker; ehl-i şükre "Haydi, Cennete buyurun" der……….. Sözler.

 

Sonuç olarak belaların ikazı ile uyanmamak için en enfüste hem hariçte Sünnet-i Seniyeye ittiba ederek  aleyhimizde olan toplanmaları ,lehimize çevirecek vaziyetler almaya gayret etmeliyiz.

 

İsraftan içtinap etmeli, nimetlerin ziyan olmasına izin vermemeli, bir pirinç tanesi olsa bile ihtimam göstermeli…usıhhat afiyet , maddi ve manevi olarak isabet etmiş hususi nimetleri anmalı , hamdden hamde ( bakınız :  Şuaların sonunda  "Elhamdü lillâh" hakkındadır..başlıklı ders  ) geçecek ve gaflet perdesini yırtacak tefekküre erişecek dikkat ve talimleri hayatımıza almalıyız…

 

Şükürsüzlüğün  bir şeytani ayartmanın sonucu olduğuna dikkat çekip bahsimizi sonlandıracağız.

 

O demiş; …………. elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen ONLARIN ÇOKLARINI ŞÜKREDENLERDEN BULMAYACAKSIN.”. A’raf Suresi / 17

 

En eski ve kıyamete kadar en azılı düşmanımızın kendi nankörlüğüne insanı taşımak ,rabbisine asi getirmek için şükürsüzlük stratejisini istimal edeceğini söylemesi meselenin önemini gösteren başka bir penceredir.

 

Doğrusu şeytan size düşmandır, *SİZ DE ONU DÜŞMAN BELLEYİN*. O, kendi taraftarlarını cehennemin yoldaşları olsunlar diye Allah'a isyâna çağırır….Fâtır Suresi / 6

 

Sonuç:

 

Şükretmenin , nimeti  idrak edip vereni anmanın,  bu bağlamda hakkı teslim etmenin , gafletten kaçınmanın  bir imtihan olduğunu unutmamalıyız.

 

…… "Bu, Rabbimin bir lutfudur; *BENİ İMTİHAN İÇİN Kİ, ŞÜKREDECEK MİYİM, YOKSA NANKÖRLÜK MÜ EDECEĞİM*. *Kim şükrederse ancak kendisi için şükreder, her kim de nankörlük ederse, şüphe yok ki, Rabbim herşeyden müstağnidir, büyük ihsan sahibidir* " … Neml Suresi / 40

 

Eğer siz iman eder ve şükrederseniz Allah size niçin azap etsin? Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir. Nisa Suresi / 147

 

Ezcümle :

 

Hadsiz nimetler, maddi manevi lütuflar, külli ve cüz-i ihsanlar, zahire ve batına bakan ikramlar, hakimiyet, tasarruf, hikmet, kudret gibi  sonsuz kerem tecellileri, rahmet merhamet pırıltıları hayatın hem dünyevi hem de ebedi sahasını ihata ettiğinden insanın şükrü kollayan , vesilelerine dikkat eden , iyi bir seyirci, müdakkik bir nazar sahibi olmasının saadet-i ebediyesini veya şekavet-i daimiyesini ilgilendirmesi yönüyle ehemmiyeti büyüktür.

 

Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın. [Bakara Sûresi: 32.]

 

Duaları şu sözlerle :”Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Alemlerin Rabbi olan Allaha Mahsustur. [Yunus Sûresi: 10.]